FDG 8. Olağan Kongresi Sonuç Bildirgesi Açıklandı: “Tarihsel Sorumluluk, Kolektif Hafıza ve Mücadele Kararlılığı”

FDG 8. Olağan Kongresi Sonuç Bildirgesi Açıklandı: “Tarihsel Sorumluluk, Kolektif Hafıza ve Mücadele Kararlılığı”

8. FDG-Kongress in Berlin: Erinnerung, Teilhabe und demokratische Verantwortung

⌈AHA⌉ Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), 7 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirdiği 8. Olağan Kongrenin sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Bildirgede, Dersim 1937–38 Soykırımı başta olmak üzere tarihsel yüzleşme, kolektif hafızanın korunması, güncel siyasal gelişmeler ve federasyonun yeni dönem mücadele hattı kapsamlı biçimde ele alındı.

Kongre, 1937–38 Dersim Soykırımı’nda yaşamını yitirenler anısına Dersim Soykırımı Anıtı önünde yapılan saygı duruşu ile başladı. Bu başlangıcın, kongrenin yalnızca örgütsel bir toplantı değil; siyasal, toplumsal ve ahlaki bir yüzleşme iradesi taşıdığının altı çizildi.

“Soykırımın Etkileri Sona Ermiş Değildir”
Sonuç bildirgesinde, 1937–38 Dersim Soykırımı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi olmadığı; dil, kültür, inanç ve yaşam felsefesini hedef alan bütünlüklü bir imha politikası olduğu vurgulandı. Aradan geçen 88 yıla rağmen inkâr rejiminin farklı araçlarla sürdüğü belirtilerek, Dersim coğrafyasında doğa tahribatı, kutsal mekânlara yönelik müdahaleler ve asimilasyon politikalarına dikkat çekildi.

Toplumsal Çözülme ve Yapısal Müdahaleler
FDG, gençlerin işsizlik ve göç politikalarıyla üretim süreçlerinden dışlanmasının, kadınların kamusal yaşamdan uzaklaştırılmasının ve toplumun çaresizlik duygusuna sürüklenmesinin münferit değil, kolektif direnci zayıflatmayı hedefleyen yapısal müdahaleler olduğunu ifade etti. Bu durumun toplumsal ve psikolojik bir krize işaret ettiği vurgulandı.

Küresel Süreçler ve Siyasal Duruş
Bildirgede, savaşların ve zorunlu göçlerin olağanlaştığı küresel bir dönemde FDG’nin tutumunun net olduğu belirtilerek; yaşamdan, barıştan, halkların eşitliğinden, inanç özgürlüğünden ve kültürlerin kendini var etme hakkından yana olunduğu ifade edildi. Bu duruşun politik bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluk olduğu kaydedildi.

20 Yıllık Kurumsal Birikim
FDG’nin 20 yıllık geçmişiyle Avrupa’da Dersim kimliğinin, kültürünün ve inancının örgütlü sesi olduğu vurgulanan bildirgede; kültürel üretimler, akademik çalışmalar, hafıza politikaları ve uluslararası adalet mücadelesinin önemli bir kolektif birikim yarattığı belirtildi.
Kongre kapsamında ayrıca, rejisör Gülsel Özkan tarafından sunulan “Küllerinden Doğan Dersim” belgeselinin ön çalışmaları paylaşıldı. Çalışmanın, Dersim’in tarihsel travmalar karşısındaki direncini ve yeniden var olma iradesini güçlü biçimde yansıttığı ifade edildi.

Dayanışma ve Katılım
Kongrede dayanışma konuşmaları; Hakan Demir, Pascal Meiser, Ferat Koçak, Sevim Aydın, Ali Tutay ve İsmail Yüceer tarafından yapıldı.

Yeni Yönetim Belirlendi
Kongrede önceki dönem yönetimi oy birliğiyle aklanırken, yapılan seçimlerle FDG’nin yeni yönetim organları belirlendi. İlk toplantıda;

  • Kemal Karabulut Genel Başkan,
  • Abidin Polat 2. Başkan,
  • Haydar Çelik Genel Sekreter,
  • Eylem Al Genel Sayman olarak seçildi.

Yönetim Kurulu üyeleri ise Şahin Avseren, Tahsin Tekin, Gazel Aydınoğlu, Fatma Akgül, A. Haydar Vural, Zeki Tunç, Turna Cömert, Çetin Bozdağ, Sercan Müldür ve Umut Çevik oldu. FDG İtikat Kurulu temsilciliğinin Pir Turabi Karabulut tarafından yürütülmesi onaylandı.
Sonuç bildirgesi, gençlerin ve kadınların karar alma süreçlerinde daha etkin olduğu; doğayı, dili ve inancı savunan daha örgütlü bir mücadeleyi büyütme kararlılığıyla sona erdi.

FDG 8. Olağan Kongresi Sonuç Bildirgesi Açıklandı: “Tarihsel Sorumluluk, Kolektif Hafıza ve Mücadele Kararlılığı”

Pressemitteilung | 8. FDG-Kongress in Berlin

8. FDG-Kongress in Berlin: Erinnerung, Teilhabe und demokratische Verantwortung

Berlin, Februar 2026 – Der 8. Ordentliche Kongress der Föderation der Dersim Gemeinde in Europa e.V. (FDG) fand im Februar 2026 in Berlin statt. Im Mittelpunkt standen historische Verantwortung, demokratische Teilhabe und die Zukunft einer pluralen Einwanderungsgesellschaft.
Der Kongress begann mit einer Gedenkminute für die Opfer der Massaker von 1937–1938. Die Teilnehmenden betonten, dass Erinnerungskultur eine zentrale Voraussetzung für Menschenrechte, gesellschaftlichen Zusammenhalt und demokratische Werte ist.

Ein Schwerpunkt lag auf den Lebensrealitäten junger Menschen und von Frauen mit Migrationsgeschichte. Trotz formaler Gleichberechtigung bestehen weiterhin strukturelle Benachteiligungen in Bildung, Arbeitsmarkt und gesellschaftlicher Teilhabe. Der Kongress forderte stärkere politische Bildung, echte Beteiligungsmöglichkeiten sowie die konsequente Stärkung der gesellschaftlichen, politischen und ökonomischen Teilhabe von Frauen.

Mit Blick auf die deutsche Einwanderungsgesellschaft bekräftigte der Kongress ein Integrationsverständnis, das auf Gleichberechtigung statt Assimilation setzt. Die FDG bekräftigte ihr Engagement gegen Rassismus und Ausgrenzung sowie für eine solidarische, demokratische Gesellschaft.

Kontakt:
Föderation der Dersim Gemeinde in Europa e.V.
fdg.europa@gmail.com

Dersimde Hızır Ayında Cem ve Muhabbet Buluşmaları

Dersimde Hızır Ayında Cem ve Muhabbet Buluşmaları

Dersimde Hızır Ayında Cem ve Muhabbet Buluşmaları

Zonê Xode Raa Haqi Sero Qeseykemê!
Dersimde Hızır Ayında Cem ve Muhabbet Buluşmaları
Dilimizin ve İtikadımızın Yok Oluşu, Toplumumuzun Yok Oluşudur!

Zonê Xode Raa Haqi Sero Qeseykemê!
Dersimde Hızır Ayında Cem ve Muhabbet Buluşmaları
Dilimizin ve İtikadımızın Yok Oluşu, Toplumumuzun Yok Oluşudur!
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) olarak, Dersim’in kadim coğrafyasında, Cem Evlerimizle birlikte Şubat 2026 Hızır ayı buluşmalarını örgütlemekteyiz. Bu Xızır Cemi buluşmaları, bir inanç takviminin parçası ya da geleneksel bir ritüel olmanın çok ötesinde; Dersim halkının dili, inancı ve kolektif varlığı üzerinde yüzyıllardır sistematik biçimde sürdürülen yok etme politikalarına karşı geliştirilmiş açık ve bilinçli bir direniş pratiği olacaktır.
Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan Kırmanckî/Zazaca dili, inkâr, yasak, bastırma ve zorunlu sessizlik politikalarıyla sistemli biçimde tasfiye edilmek istenmektedir. Dilin susturulması, yalnızca bir iletişim aracının kaybı değil; aynı zamanda itikattın, hafızanın ve toplumsal sürekliliğin felç edilmesidir. İtikattın susturulması ise Dersim’in insansızlaştırılması, hafızasızlaştırılması ve köksüzleştirilmesi anlamına gelmektedir.
Dersim halkı için gerçek açıktır. 1937–38’de silah, zor ve sürgünle yürütülen süreç, bugün farklı araçlarla sürdürülmektedir. Açık baskının yerini ekonomik kırılma, kimlik erozyonu, toplumsal örgütsüzleştirme ve kültürel yabancılaştırma almıştır. Özellikle gençler üzerinden yürütülen uyuşturucu, suç ağları, kayıp ve yalnızlaştırma politikaları, Dersim toplumunun bağlarını zayıflatmayı ve ortak direncini kırmayı hedeflemektedir. Dersim’de gençlik, toplumsal belleğin ve direnişin sürekliliğidir; gençliği hedef alan her müdahale, toplumu susturmaya yöneliktir.
Bu tarihsel ve siyasal bağlamda, Hızır ayı buluşmalarımız; Avrupa’dan katılacak itikat Kurulumuzun Ana ve Pirlerinin öncülüğünde, ısrarla ve bilinçli biçimde Kırmanckî/Zazaca yürütülecektir. Bu tutum bir tercih değil; tarihsel sorumluluk, etik zorunluluk ve kolektif varoluş bilincinin kaçınılmaz sonucudur.
Xızır Cemi buluşmalarımız: Asimilasyona karşı canlı bir toplumsal hafıza, İnkâra karşı kurulan söz ve hakikat, Kültürel ve inançsal talana karşı geliştirilen onurlu bir duruştur.
Dolayısıyla bu etkinlikler, yalnızca bir ritüel değil; “Buradayız, varız ve yok olmayacağız” iradesinin kamusal ve siyasal ifadesidir.
Cem ve Muhabbet Buluşmalarımız – Yer ve Tarihleri:
• Erzincan – Pir Sultan Abdal Cemevi |12.02.2026 | Saat: 17.00

• Pülümür – Alevi Kültür Dernekleri Pülümür Şubesi | 13.02.2026 | Saat: 17.00

• Dersim Merkez – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği |14.02.2026 | Saat: 17.00

• Ovacık – Ovacık Cemevi | 15.02.2026 | Saat: 17.00

• Hozat – Hasan Saltık Kültür Merkezi |  16.02.2026 | Saat: 17.00

Bu buluşmalar; Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri ve Hozat Belediyesi ile; ortak irade, ortak sorumluluk ve ortak direnç bilinci temelinde örgütlenmektedir.
Bu kurumlar, Dersim’in kültürel ve inançsal hafızasını sahiplenmeye yönelik çalışmalarını yıllardır yürütmektedirler.
Federasyonumuzun İtikat Kurulu’nu temsilen Turabi Karabulut, Cevahir Altınok, Narin Günçiçeği, Firaz Yalvaç, Haydar Buga ve Zakir Fırat Erinç, yereldeki pir ve analarımızla birlikte bu buluşmalarda yer alacaktır.
Bu topraklarda:
Kültürel tahribata boyun eğilmeyecek, İnanç gaspına sessiz kalınmayacak, Dilimizin yok edilmesine asla rıza gösterilmeyecektir.
Bizler için Xızır Cemleri; Var olmanın, Sahip çıkmanın, Direnmenin adıdır.
Tüm canları; diline, itikadına, kültürüne ve coğrafyasına sahip çıkmaya, Xızır Cemi buluşmalarımızda bizlerle birlikte olmaya ve birlikte direnmeye çağırıyoruz.
Xızır yolumuzdur. Dilimiz hafızamızdır. Dersim onurumuzdur.
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG)

29 Ocak 2026

Xatırıye / Başsağlığı – Ali Bulut’u Berlin’den Hardo dewrês´e uğurlarken

Xatırıye / Başsağlığı – Ali Bulut’u Berlin’den Hardo dewrês´e uğurlarken

X a t ı r ı y e / Başsağlığı

Ali Bulut´ki wertê mara perra, şi haqiya xo.

Ali Bulut’u Berlin’den Hardo dewrês´e uğurlarken:

Dersim 1937–1938 Tertelesi’ni yaşamış ulu çınarlarımızdan, geleneksel Dersim’in değerlerini bir ömür boyunca yaşayan/taşıyan, halkının belleğini yüreğinde koruyan Ali Bulut,bugün 4 Kasım 2025’te aramızdan ayrılarak Hakk’a yürüdü.

1932 yılında (Nüfus kaydı, kendi deyimi 1026 doğumlu olduğu) , dağlarıyla, sularıyla, cemleriyle yoğrulmuş bir coğrafyada Dersim´in Paxê Havig (Baba Ocağı) Köyünde doğdu. Henüz 6/12 yaşındayken, insanlığın kara sayfalarına kazınan Dersim Tertelesi’ne bizzat tanıklık etti.

O günlerin acısı, Halvori kayalıklarında yankılanan çığlıklar, yanan köylerin dumanı, yitirilen canların sessizliği ömrü boyunca onun kalbinden hiç silinmedi.
Yaşadığı o korkunç günleri, Federasyonumuzun öncülüğünde başlatılan Dersim 1937–1938 Sözlü Tarih Projesi (DSTP)’ne aktararak, gelecek kuşaklara bir vasiyet bıraktı.

Derin bir sızıyla ama büyük bir sorumlulukla anlattı…“Unutmayın,” derdi, “unutmak yeniden öldürmektir.” derdi. (Fotoğraf DSTP- Komitemizin değerli emektarlarından ve har an saygıyla andığımız merhum Mehmet Yıldız ile…)

O ömrünün sonuna kadar Dersim vurgunu yani travması ile yasadı. Ali Bulut, bu zulmü işleyenleri hiçbir zaman affetmedi. Her fırsatta, Türk devletinin Dersim’de işlenen bu büyük insanlık suçu ile yüzleşmesinin tarihsel ve vicdani bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. O, adaletin gecikse de mutlaka gelmesi gerektiğine inanırdı.

1993 yılında Avrupa’da kurulan ilk Dersim derneği olan Berlin Dersim Kültür Derneği’nin denetim kurulunda yer aldı. Kuruluşun ilk yıllarından itibaren halkı için, kimliği için, belleği için çalıştı. Yaşamının son anına kadar da bu derneğimizin bir üyesi olmaktan gurur duydu.

Ali Bulut, sadece bir tanık değil, aynı zamanda bir ışıktı. Her ortamda dostlarının moralini yükselten, neşesiyle çevresine umut saçan, ama kalbinin derinliklerinde halkının acısını, onurunu ve direncini taşıyan bir Dersim sevdalısıydı.

Bugün, onu sonsuzluğa uğurlarken,ailesine, dostlarına ve tüm Dersim halkına başsağlığı diliyoruz.

Anısı önünde saygıyla, sevgiyle eğiliyoruz. Ruhu şad olsun, yolu ışıkla dolsun.

Hardo dewrês tore cıl u balisna bo, Bıra u pil.

 

 

Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) 4 Kasım 2025

1. Alevitisches Kulturfestival in Berlin fand mit Begeisterung statt

1. Alevitisches Kulturfestival in Berlin fand mit Begeisterung statt

1. Alevitisches Kulturfestival in Berlin fand mit Begeisterung statt

Das 1. Berliner Alevitische Kulturfestival, das gemeinsam von alevitischen Organisationen in Berlin organisiert wurde, fand unter reger Beteiligung statt. Suavi, Grup Bajar, Töre Anadolu, Erdal Kaya und viele andere Künstler traten auf dem Festival im Waterloo-Ufer auf.

Der Berliner Senator Cansel Kızıltepe, die Bürgermeisterin von Friedrichshain-Kreuzberg , Clara Herrmann, der Präsident der AABF, Hüseyin Mat, der Präsident der Europäischen Föderation der Dersim-Vereine (FDG), Kemal Karabulut, der Generalsekretär der AABF , Ufuk Çakır, und der Präsident der Berliner Cemevi, Dr. Yüksel Özdemir, hielten unter anderem Reden auf dem Festival. Das Festival, das auch spezielle Veranstaltungen für Kinder und Kulturprogramme umfasste, brachte die in Berlin lebenden Aleviten und ihre Freunde mit Konzerten und Veranstaltungen den ganzen Tag über zusammen.

Alevitische Gemeinde Berlin-Cemevi, BDAJ Berlin, BDAS Berlin, Europäische Föderation der Dersim Vereine, AABF, Berliner Dersim Kulturverein, Berliner Sivaslı Canlar Verein, Berliner Gaziantep Cemevi Verein, Çorum Verein Bildungs- und Kulturzentrum, Bahadin Verein Berlin, BSV Dersim, Akdağ Dorf Solidarität und Unterstützung Verein, Ovacık Kultur und Solidarität Verein, Im Rahmen des gemeinsam vom Erzincan Küçükotlukbeli Verein Berlin, Institutê Zivân û Kulturê Kirmanç (Zaza) IKK, Humanistischer Unternehmerverband, Aşnan Theatergruppe und Sivaslı Canlar Berlin organisierten Festivals wurde ein Zeugnisfest für Kinder, die den Alevitischen Unterricht besuchen, veranstaltet und auch ein spezieller Spielplatz für Kinder vorbereitet.

Das Festival, das in dem Park organisiert wurde, in dem sich das Denkmal für den Völkermord von Dersim 38befindet(neben derGemeinde Dersim), wurde mit Begeisterung bis 22.30 Uhr fortgesetzt. Kemal Karabulut, Präsident der Föderation der europäischen Dersim-Vereine (FDG), hielt eine wirkungsvolle Rede auf dem Festival, in der die Menschen ihre Begeisterung mit dem Halay unterstrichen . Karabulut betonte, dass das Festival nicht nur ein Fest sei, sondern eine wichtige Rolle dabei spiele, die Erinnerung an Dersim, die alevitische Identität und das zerstörte kulturelle Erbe an zukünftige Generationen weiterzugeben. Auf der Veranstaltung, an der Tausende von Menschen teilnahmen, wies er auf die Bedeutung des Kampfes um Identität und Glauben unter den Bedingungen der Diaspora hin und äußerte die Notwendigkeit einer verfassungsmäßigen Garantie für das Alevitentum. Er erklärte, dass das Festival sowohl als Ort des politischen Gedenkens als auch als kulturelles Zusammentreffen dient und das Gefühl der Solidarität stärkt.

Kemal Karabulut verwendete in seiner Rede die folgenden Ausdrücke:

“Ceniku, cenekene semti, cencene, Cuamerdene,
Ap u werezayane, Xal u derezayene, sıma pero xer ame.
Liebe Freunde, meine Lieben,
ich grüße Sie mit Liebe und Respekt im Namen der Föderation der europäischen Dersim-Vereinigungen. Willkommen!

Wir haben uns heute hier versammelt, nicht nur um ein Fest zu veranstalten. Natürlich werden wir uns freuen, Spaß haben und unser Essen teilen. Aber unser eigentlicher Grund ist tiefer: Um unsere Wurzeln zu schützen, um unsere Erinnerung lebendig zu halten, um unsere Identität, die zerstört werden soll, in die Zukunft zu tragen!

Alevitisch zu sein, aus Dersim zu stammen, ist nicht nur eine Identität; es bedeutet, den Weg der Gerechtigkeit, der Gleichheit und der Liebe zur Menschheit zu beschreiten. Wir sind die Träger dieses ehrenwerten Erbes. Dieses Festival trägt diese Werte auf die Straße, auf den Platz und ins Leben mit unserer Saz, Semah, Konversation und türkischem Genuss.”

“Die Türkei hat uns das Recht verweigert, frei zu leben”

“Lassen Sie uns das nicht vergessen: Wir hatten nicht die Möglichkeit, diese Kultur in unserem eigenen Land frei zu leben, weil der Staat der Republik Türkei uns nicht das Recht gab, in unserer eigenen Heimat frei zu leben. Unser Glaube, unsere Sprache und unsere Geschichte wurden durch Völkermord, Unterdrückung und Assimilationspolitik verbannt. Wir wurden zu wirtschaftlichen Schwierigkeiten und Zwangsmigrationen verurteilt. Und deshalb versuchen wir heute, unsere Existenz Tausende von Kilometern entfernt als Auswanderer am Leben zu erhalten!

Eine unserer größten Wunden ist unsere Sprache. Kırmancki, Zazaki, wurde an den Rand des Aussterbens gezerrt. Wenn die Sprache verschwindet, verschwindet auch das Gedächtnis; wenn das Gedächtnis verschwindet, verschwinden wir! Deshalb ist die Bewahrung unserer Muttersprache nicht nur eine kulturelle Vorliebe, sondern ein Kampf um Existenz und Ehre!”

Kirmancki Adresse

“Aus diesem Grund möchte ich Sie kurz in meiner Muttersprache ansprechen, Zazaki:

‘Dostene,
Ewro na festivale de ma ameyme te ri…
…Wame zulme sıma endi beso! Cawerde na dısmeneni! Şene mara berê waur!'”

“Dersim kann nicht ignoriert werden

“Ihr Lieben,
Heute rufen wir von hier aus denjenigen zu, die von einer ‘Türkei ohne Terror, Demokratie und Brüderlichkeit’ erzählen!

Ja, wir wollen Frieden, Demokratie und Gleichberechtigung in jedem Zentimeter dieser Geographie. Aber denken Sie daran: Unsere Forderung ist klar, unverzichtbar und wir werden niemals nachgeben!

Demokratischer Status für das ursprüngliche Dersim, gleiche Staatsbürgerschaft und die Garantie unserer Identität! Diese Forderung ist ein Ruf nach Wahrheit, diese Forderung ist ein Ruf nach Existenz!

Dersim kann nicht ignoriert werden, Dersim kann nicht zum Schweigen gebracht werden! Niemand kann mit uns über wirklichen Frieden in diesen Ländern sprechen, ohne sich mit unseren blutenden Wunden zu konfrontieren, vor allem die Dersim 38 Tertelesi!”

“Alevitentum sollte verfassungsmäßig garantiert sein”

“Und von hier aus rufen wir noch einmal:
Wir werden niemals zulassen, dass das Alevitentum in eine Unterabteilung des Kulturministeriums gepresst wird!

Unsere Forderung, die wir seit Jahrzehnten erheben, hallt heute lauter denn je: Das Alevitentum muss offiziell anerkannt und verfassungsrechtlich abgesichert werden!”

“Diaspora – ein Raum der Wiedergeburt”

“Meine Lieben,
Dieses Fest ist nicht nur ein Fest, es ist für uns ein Ort der Erinnerung, ein Schrei nach Existenz! Diaspora ist nicht nur ein Verlust; die Migration nach Deutschland und Europa ist vor allem ein Widerstand, ein Kampf um Existenz und Wiedergeburt. Hier lassen wir unsere Wurzeln wieder wachsen und fügen der Gesellschaft, in der wir leben, unsere eigenen Farben hinzu.

Betrachten wir dieses Fest also nicht nur als ein Fest, sondern als ein gemeinsames Versprechen, einen gemeinsamen Weg, einen gemeinsamen Widerstand. Lassen Sie uns unsere Vergangenheit nicht vergessen, lassen Sie uns einander fester halten, lassen Sie uns mit Hoffnung in die Zukunft gehen!

Lasst uns existieren! Lasst uns Widerstand leisten! Lasst uns uns vermehren!

Ich danke Ihnen allen und wünsche, dass unser Fest in Einigkeit, Brüderlichkeit und Freundschaft verläuft.
Sıma perunere berx u darena mi esta.
Wes u war be!”